Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bazen üzülürüm.

Ben küçüklüğümden beri Dedem'e tapardım. Ben 5 yaşındayken bana rakı içirmişti. En güzel yemeği hep benim için yaptırdı. Bendim onun için. O da benim içindi. Yıllarca her yaz yanında kaldım. Sadece akşamları görürdüm, sırtımı kaşırdı. Rakı ve sigara kokusu sinerdi üstümüze. Bana bisiklet almıştı kırmızı :) dışarıdan eve girince görmüştüm, benim olacağına bile ihtimal vermemiştim. Çağırmıştı beni. Hayatımda tanıdığım en iyi eğiticiydi, en güzel cümleleri o kurardı. 1 oda dolusu kitabı vardı ve hepsini sayfa numarasına kadar hatırlardı. Belki evrendeki en bilge kişiydi benim için. Daha çok anlatırdım ama bulanık görmeye başladım, sanki yağmur yağıyor odamın içine de ben camın arkasından bakıyorum gibi. Dedem çok hastalandı, aort damarı patlamıştı. Hemde iş yerinde patlamış. Hayatım boyunca 2 kere doktor görmüştür Dedem belki 3 . Çalışırken ağzından burnundan kan gelmeye başlamış, apar topar kaldırmışlar, içi kanarken etrafındakileri dövmüş beni rahat bırakın diye. Anlamış ne olacağ...

böyle bi karanlık gibi.

sen şimdi ordan okumaya başladığında sayfa karanlık ve yazılar açık renk, işte okuduğun o açık renk benim ve karanlık senin için. gözlerin kapanmak üzere ama sen farkında değilsin, sabah olmuş mu olmamış mı kimsenin umrunda değil. ama benim umrumda. nefesim daralmış, vakit daralmış sanki bir güvercinin yarasa dolu mağaraya girmesi gibi. hani olur ya, birden irkilip dışarı çıkarlar, işte ben ruhumu öyle bir kaybetmişim ki, mimiklerim sertleşmeye başladı. kaşlarım aşağı iniyor ve sana gülebileceğim en kötü şekilde gülüyorum. belki gülmüyorum ve güldüğümü sanıyorum, o kısımı 1819 kış ayında kaybettim. soğuk havada, bir geminin içinde başladı herşey. okyanusun ortasındayız, dalgalar gemi boyunda, ama hepimiz kendimizi ip ile bağlamışız birbirimize, korkmamak için şarkı söylüyoruz. işte sen burada çıktın, deniz duruldu. bulutlar açıldı, denizin üzerine bir ışık hüzmesi indi ve sen orada çıktın. belki farkında değildin ama hepimiz aşık olduk sana, hepimiz seni istedik. karnımız o kadar açt...

aura rengi şeysi

Tuğçe Özel 'in feedi'inden yola çıkarak, Test Your Self aparıtını kullanıp aura testi yaptım. şöyle bişiy çıktı. Lila Sizde bir yıldızın rengi var. Karmaşık bir iç dünyanız olsa da bunu dışarıya yaratıcı ve yenilikçi yollarla yansıtıyorsunuz. Her zaman akıllıca olmasa da, mutlaka dikkat çekici yollar buluyorsunuz. Duyu organlarınız sizin için çok mühim, ilginç karışımların insanısınız. Altıncı hissiniz ise sizi zaman zaman yanıltabiliyor. Her ne kadar mistik şeylere olan inancınızla yalnızca iyi olmayı başararak bütün arzularınıza bir gün ulaşabileceğinizi düşünseniz de, çaba eksikliğiniz arada bir sizi yarı yolda bırakabiliyor. Öte yandan kişiliğinizin cazibesi ne zaman ihtiyacınız olsa gereken yardımı bir şekilde bulabilmenizi sağlıyor. bu ne ki şimdi? cazibeye gel. 

kullanıcı adı falan olayları

milyonlarca sitede milyonlarca kullanıcım var, (bana ait, hani test amaçlı falan) şimdi bi aratıyorum, saçma saçma sitelerde adım çıkıyor. işimin hayatımı zehir ettiği en kötü durumlar, hep sevgili'lerin beni aratmasından kaynaklanıyor. "bu sitede ne işin var?" sorusunun cevabı her zaman "hatunlara bakıyorum" olarak kalacak. ha evet mucizevi bir şekilde, bütün bayram evdeyim. o yüzden benim için ekşın bir bayram olmayacak. belki biraz dinlenirim, ama şu saatte yazdığıma göre dinleniyor olamam değil mi? evet öyle. lüzumsuz, alışkanlıklarım var. mesela kola içiyorum şu ara sürekli, o bitince bira ile devam ediyorum yarım kilo almış olabilirim, acilen spora devam etmem lazım bunu da buraya not alayım. (tam şu anda buzdolabı süsü yere düştü ve süper zıpladım) 7 gün spor yaparken bir anda ramazan'ın araya girmesi ve benden başka kimsenin spor yapmıyor olması beni üzdü ben de küstüm gitmedim 1 ay. şimdi tekrar başlayacağım. neyse bu böyleyken şöyle de bi dur...

neyse bi gün.

kendimi kesiyorum, o sırada yanımdan hızla geçmekte olan aracın içinde oluşan sonik dalgalar bıçağımı kırdı. ben de kendimi kesmekten vaz geçtim. bıçak tamircisi aramaya çıktım, 8. caddenin sonundaki 2. sokağa girdim orada olmalıydı, fakat orada da bulamadım. yerini değiştirdiğini söyleyen kavak ağacına selam edip, yerini öğrenmeye çalıştım. 3. sokağın sonunun bağlandığı 4. caddedeki kuyumcuya sormak istedim, o da bana bıçağı 12 lira karşılığında satın alabileceğini söyledi, olmaz 20 lira eder benim kırık bıçağım dedim. hayır 13 veririm en fazla dedi. o parayı alamam bu sizin hakkınız dedim ve çıktım. yoldan geçen hain kurt bana bıçak ustasının Sinfir dağında olduğunu söyledi, neden orada diye sorarken ortadan kayboldu. vertigo bünyemin gerçek dünyadaki oluşan olayları bana bu şekilde yansıttığını biliyor muydunuz? hayır kendimi kesmiyordum, otobüs bekliyordum ki otobüs geldiğinde yeni aldığım akbili düşürdüğümü farkettim. onu aramak için akbil gişesine kadar gitmiş olmam oranın bı...

Koşuyorum

Koşuyorum... karanlık bir ormana girdim, arkamdan kovalayan yok ama ben o korkuyla koşuyorum. etrafımı ağaçlar çevirmiş ve hepsi sarmış etrafımı ama senin sardığın gibi değil... böyle içten böyle güzel değil... koşmaya başladığım yeri hatırlamıyorum ama varacağım noktayı sadece tahmin edebiliyorum. bir karga uçuyor ve onu binlercesi takip ediyor. tepemde dönüyorlar ama ben biliyorum. göz kapaklarım ağırlaşıyor koşarken, dolaşım sistemim birbirine dolaşıyor. bir anda atımın üstündeyim ve ben değil o koşuyor aslında, elimde mızrağım ve giydiğim gümüş üzerine altından şekiller kazınmış siyahla bezenmiş zırhım ile. sağ omzunda lilyum var, altından kazınmış gümüş omuzluğumla. ve ben hala koşuyorum... atım benim farketmediğim uçurumdan uçarak geçiyor, pegasus... sen beni kurtardın hep, sen beni dinledin... ruhumda yaşadın... ruhumla yaşadın... büyük bir aydınlığa geliyorum, büyük... çok büyük... güneş gözümü alıyor ama pegasus güneşe doğru uçuyor. tepede yükselmiş olan kulelere yaklaşıyor...

Kendimle Röportaj

soru 1: hangi ülkenin kralısın? cevap 1: kumdan kalemin kralıyım, ve sen benim prensesim olabilirdin?! soru 2: sen kendini ne sanıyorsun? cevap 2: kral demiştim sanırım? soru 3: kumdan kaleni yıkarsam ne yaparsın? cevap 3: biraz bekler, yenisini yaparım, ve hiç zor olmaz... soru 4: madem çabuk yapılacak neden hemen değil? cevap 4: çünkü yıkanın ayak izi kalmıştır, biraz da dalga gelir üzerine zemin düzleşir, ayrıca ayak izine de saygımız var, kalemizin egemenliğinde... soru 5: peki ya eski kale? cevap 5: yıkanın olsun... soru 6: peki ya şimdi? cevap 6: evet... :) kumun düzleşmesi lazım... teşekkürler...