Ana içeriğe atla

kullanıcı adı falan olayları

milyonlarca sitede milyonlarca kullanıcım var, (bana ait, hani test amaçlı falan) şimdi bi aratıyorum, saçma saçma sitelerde adım çıkıyor. işimin hayatımı zehir ettiği en kötü durumlar, hep sevgili'lerin beni aratmasından kaynaklanıyor. "bu sitede ne işin var?" sorusunun cevabı her zaman "hatunlara bakıyorum" olarak kalacak.

ha evet mucizevi bir şekilde, bütün bayram evdeyim. o yüzden benim için ekşın bir bayram olmayacak. belki biraz dinlenirim, ama şu saatte yazdığıma göre dinleniyor olamam değil mi? evet öyle.

lüzumsuz, alışkanlıklarım var. mesela kola içiyorum şu ara sürekli, o bitince bira ile devam ediyorum yarım kilo almış olabilirim, acilen spora devam etmem lazım bunu da buraya not alayım. (tam şu anda buzdolabı süsü yere düştü ve süper zıpladım) 7 gün spor yaparken bir anda ramazan'ın araya girmesi ve benden başka kimsenin spor yapmıyor olması beni üzdü ben de küstüm gitmedim 1 ay. şimdi tekrar başlayacağım.

neyse bu böyleyken şöyle de bi durum var, oha lan kızın gözü çok güzel.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yazmak İstiyorum da...

Yazmak istiyorum aslında durmadan, yazayım içimi dökeyim, fakat ne vakit bulabiliyorum ne de kafam çok rahat. saçma sapan şeyler yaşıyorum ve kimsenin hak etmediği şekilde yaşıyorum. sonra onlar bitiyor, başka problemler çıkıyor karşımıza.

kısaca haberler,

- belki daha düzenli olmaya başlamıştım ki, lüzumsuz geldi bitti.
- kafamdaki projeyi vakit buldukça tamamlamaya çalışıyorum bitmek üzere.
- çok güzel planlarım vardı, ama planın içinden -1 +3 -4 şeklinde bi hesapla o planlar da suya düştü.
- moralim bir iyi bir kötü gidiyor, neyi nasıl yapacağımı düşünemiyorum, düşünmekten sıkıldım bu da bitti.
- yardım istediğim kimsenin yardım edecek vakti yok bu yüzden yavaş ilerliyorum. her zaman olduğu gibi benim işimi benden iyi kimse yapamaz psikolojisi işte.
- neyse olay böyleyken böyle, bu yazı da burda bitti.

evet cidden yazacak çok şey var da yazamıyorum işte, şimdi 5 dk kafamı kaldırdım işten de yazıyorum.

Koşuyorum

Koşuyorum...
karanlık bir ormana girdim, arkamdan kovalayan yok ama ben o korkuyla koşuyorum. etrafımı ağaçlar çevirmiş ve hepsi sarmış etrafımı ama senin sardığın gibi değil... böyle içten böyle güzel değil... koşmaya başladığım yeri hatırlamıyorum ama varacağım noktayı sadece tahmin edebiliyorum. bir karga uçuyor ve onu binlercesi takip ediyor. tepemde dönüyorlar ama ben biliyorum.

göz kapaklarım ağırlaşıyor koşarken, dolaşım sistemim birbirine dolaşıyor. bir anda atımın üstündeyim ve ben değil o koşuyor aslında, elimde mızrağım ve giydiğim gümüş üzerine altından şekiller kazınmış siyahla bezenmiş zırhım ile. sağ omzunda lilyum var, altından kazınmış gümüş omuzluğumla. ve ben hala koşuyorum... atım benim farketmediğim uçurumdan uçarak geçiyor, pegasus... sen beni kurtardın hep, sen beni dinledin... ruhumda yaşadın... ruhumla yaşadın... büyük bir aydınlığa geliyorum, büyük... çok büyük... güneş gözümü alıyor ama pegasus güneşe doğru uçuyor. tepede yükselmiş olan kulelere yaklaşıyoruz…

Yıllar sonra

Yıllar sonra buna ihtiyacım olacağını hiç düşünmemiştim. Herkesin işi olduğu, içindekileri anlatamadığında ne kadar güzel bir şeymişsin sen.

Neyi nasıl yazacağımı unutmuşum, tasfirler silinmiş. Eski yazdıklarımı okudum da ne güzel çocukmuşum.

Bunca zamandır öğrendiğim tek şey var biliyor musun?

Seviyorsan beklemeyeceksin, sadece seveceksin. Aşıksan beklemeyeceksin, sadece aşkını hissedeceksin.

Not olarak burada dursun. Bir gün tekrar okurken, "ne kadar haklıymışım" derim.