neyse bi gün.

18 Eylül 2009 Cuma

kendimi kesiyorum, o sırada yanımdan hızla geçmekte olan aracın içinde oluşan sonik dalgalar bıçağımı kırdı. ben de kendimi kesmekten vaz geçtim. bıçak tamircisi aramaya çıktım, 8. caddenin sonundaki 2. sokağa girdim orada olmalıydı, fakat orada da bulamadım. yerini değiştirdiğini söyleyen kavak ağacına selam edip, yerini öğrenmeye çalıştım.

3. sokağın sonunun bağlandığı 4. caddedeki kuyumcuya sormak istedim, o da bana bıçağı 12 lira karşılığında satın alabileceğini söyledi, olmaz 20 lira eder benim kırık bıçağım dedim. hayır 13 veririm en fazla dedi. o parayı alamam bu sizin hakkınız dedim ve çıktım. yoldan geçen hain kurt bana bıçak ustasının sinfir dağında olduğunu söyledi, neden orada diye sorarken ortadan kayboldu.

vertigo bünyemin gerçek dünyadaki oluşan olayları bana bu şekilde yansıttığını biliyor muydunuz? hayır kendimi kesmiyordum, otobüs bekliyordum ki otobüs geldiğinde yeni aldığım akbili düşürdüğümü farkettim. onu aramak için akbil gişesine kadar gitmiş olmam oranın bıçak ustası olmadığı gerçeğini değiştirmez. bütün yolu 2 kere gittim geldim kaldırım taşları üst geçit vs.. ama bulamadım. sonra büfeye gidip sordum akbil bıraktım mı ben burda diye, benim akbilimi satayım dedi. içinde de 20 lira var dedi. almadım. tam arkamı döndüm ki şirketten biri ile karşılaştım, bulamazsın o akbili dedi. ben de eve geldim.

ne süper bi macera yaşadığımı anlatamam. sadece kaybettiğim akbili bulma işini heyecanlandırmak için neler yazdım kafamda.

vay anasını.

0 yorum: