Ana içeriğe atla

sevgiliyi ozlemek?

şöyle bir yazı yazmışım bakalım nedir?

yanindan uzaklastiginda ice oturan acidir, beynin durmasi ve bisiy dusunenememe durumudur. bu noktada dogru yanlis kavrami ortadan kalkar. her an her turlu delilik yapilabilir. (bindigi otobusun onune atlamak, arabanin lastiklerini patlatmak, taksi soforunu dovmek vs... ) karsi taraf bazen "ne yapiyor lan bu?" dese de cogunlukla "ayy canim" diye tepki verebilir.

bazen de yaninizdan uzaklasmaya basladigi andan itibaren arkasindan izlenir. bunu "o" farketmez bazen ferkeder fakat belli etmez. usulca uzaklasir, ve ozlememek icin arkasindan uzuuunca seyredilir. kimi zaman sirf ozlediginiz icin abuk subuk mesajlar atarsiniz, "naber?", "ben eve geldim, sen neredesin?" belki meskuldur ve cevap gelmez uzunca bi sure... ozlem kiskancliga donusur bazen de umursamazsiniz fakat icinizi kemirir...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yazmak İstiyorum da...

Yazmak istiyorum aslında durmadan, yazayım içimi dökeyim, fakat ne vakit bulabiliyorum ne de kafam çok rahat. saçma sapan şeyler yaşıyorum ve kimsenin hak etmediği şekilde yaşıyorum. sonra onlar bitiyor, başka problemler çıkıyor karşımıza.

kısaca haberler,

- belki daha düzenli olmaya başlamıştım ki, lüzumsuz geldi bitti.
- kafamdaki projeyi vakit buldukça tamamlamaya çalışıyorum bitmek üzere.
- çok güzel planlarım vardı, ama planın içinden -1 +3 -4 şeklinde bi hesapla o planlar da suya düştü.
- moralim bir iyi bir kötü gidiyor, neyi nasıl yapacağımı düşünemiyorum, düşünmekten sıkıldım bu da bitti.
- yardım istediğim kimsenin yardım edecek vakti yok bu yüzden yavaş ilerliyorum. her zaman olduğu gibi benim işimi benden iyi kimse yapamaz psikolojisi işte.
- neyse olay böyleyken böyle, bu yazı da burda bitti.

evet cidden yazacak çok şey var da yazamıyorum işte, şimdi 5 dk kafamı kaldırdım işten de yazıyorum.

Koşuyorum

Koşuyorum...
karanlık bir ormana girdim, arkamdan kovalayan yok ama ben o korkuyla koşuyorum. etrafımı ağaçlar çevirmiş ve hepsi sarmış etrafımı ama senin sardığın gibi değil... böyle içten böyle güzel değil... koşmaya başladığım yeri hatırlamıyorum ama varacağım noktayı sadece tahmin edebiliyorum. bir karga uçuyor ve onu binlercesi takip ediyor. tepemde dönüyorlar ama ben biliyorum.

göz kapaklarım ağırlaşıyor koşarken, dolaşım sistemim birbirine dolaşıyor. bir anda atımın üstündeyim ve ben değil o koşuyor aslında, elimde mızrağım ve giydiğim gümüş üzerine altından şekiller kazınmış siyahla bezenmiş zırhım ile. sağ omzunda lilyum var, altından kazınmış gümüş omuzluğumla. ve ben hala koşuyorum... atım benim farketmediğim uçurumdan uçarak geçiyor, pegasus... sen beni kurtardın hep, sen beni dinledin... ruhumda yaşadın... ruhumla yaşadın... büyük bir aydınlığa geliyorum, büyük... çok büyük... güneş gözümü alıyor ama pegasus güneşe doğru uçuyor. tepede yükselmiş olan kulelere yaklaşıyoruz…

Yıllar sonra

Yıllar sonra buna ihtiyacım olacağını hiç düşünmemiştim. Herkesin işi olduğu, içindekileri anlatamadığında ne kadar güzel bir şeymişsin sen.

Neyi nasıl yazacağımı unutmuşum, tasfirler silinmiş. Eski yazdıklarımı okudum da ne güzel çocukmuşum.

Bunca zamandır öğrendiğim tek şey var biliyor musun?

Seviyorsan beklemeyeceksin, sadece seveceksin. Aşıksan beklemeyeceksin, sadece aşkını hissedeceksin.

Not olarak burada dursun. Bir gün tekrar okurken, "ne kadar haklıymışım" derim.