Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Profesyonel Pazarlama Tekniği

Bunu her izlediğimde karnım ağrıyor. adam işinin ehli sonuçta, bir pazarlama eğitimi alınacaksa bu adamdan alınmalı.



Metin Tam olarak şöyle:
"All right, pussy, pussy, pussy! Come on in pussy lovers! Here at the Titty Twister we're slashing pussy in half! Give us an offer on our vast selection of pussy, this is a pussy blow out! All right, we got white pussy, black pussy, Spanish pussy, yellow pussy, we got hot pussy, cold pussy, we got wet pussy, we got smelly pussy, we got hairy pussy, bloody pussy, we got snappin' pussy, we got silk pussy, velvet pussy, Naugahyde pussy, we even got horse pussy, dog pussy, chicken pussy! Come on, you want pussy, come on in, pussy lovers! If we don't got it, you don't want it! Come on in, pussy lovers!"

Nine Inch Nails - Head Down Lyrics

You
What you looking at?
Head down
Too late for that
What you want
What you get
Know your place
Don't ever forget

And this is not my face
And this is not my life
And there is not a single thing here
I can recognize
This is all a dream
And none of you are real
I'll give anything
I'll give anything

Hey you
What you running from?
All your hate
What you've become
Bet you didn't think
It would happen to you
All used up
Half way through

And this is not my face
And this is not my life
And there is not a single thing here
I can recognize
This is all a dream
And none of you are real
I'll give anything
I'll give anything

Bazen üzülürüm.

Ben küçüklüğümden beri Dedem'e tapardım. Ben 5 yaşındayken bana rakı içirmişti. En güzel yemeği hep benim için yaptırdı. Bendim onun için. O da benim içindi. Yıllarca her yaz yanında kaldım. Sadece akşamları görürdüm, sırtımı kaşırdı. Rakı ve sigara kokusu sinerdi üstümüze. Bana bisiklet almıştı kırmızı :) dışarıdan eve girince görmüştüm, benim olacağına bile ihtimal vermemiştim. Çağırmıştı beni. Hayatımda tanıdığım en iyi eğiticiydi, en güzel cümleleri o kurardı. 1 oda dolusu kitabı vardı ve hepsini sayfa numarasına kadar hatırlardı. Belki evrendeki en bilge kişiydi benim için. Daha çok anlatırdım ama bulanık görmeye başladım, sanki yağmur yağıyor odamın içine de ben camın arkasından bakıyorum gibi.

Dedem çok hastalandı, aort damarı patlamıştı. Hemde iş yerinde patlamış. Hayatım boyunca 2 kere doktor görmüştür Dedem belki 3 . Çalışırken ağzından burnundan kan gelmeye başlamış, apar topar kaldırmışlar, içi kanarken etrafındakileri dövmüş beni rahat bırakın diye. Anlamış ne olacağ…

böyle bi karanlık gibi.

sen şimdi ordan okumaya başladığında sayfa karanlık ve yazılar açık renk, işte okuduğun o açık renk benim ve karanlık senin için. gözlerin kapanmak üzere ama sen farkında değilsin, sabah olmuş mu olmamış mı kimsenin umrunda değil. ama benim umrumda. nefesim daralmış, vakit daralmış sanki bir güvercinin yarasa dolu mağaraya girmesi gibi. hani olur ya, birden irkilip dışarı çıkarlar, işte ben ruhumu öyle bir kaybetmişim ki, mimiklerim sertleşmeye başladı. kaşlarım aşağı iniyor ve sana gülebileceğim en kötü şekilde gülüyorum.

belki gülmüyorum ve güldüğümü sanıyorum, o kısımı 1819 kış ayında kaybettim. soğuk havada, bir geminin içinde başladı herşey. okyanusun ortasındayız, dalgalar gemi boyunda, ama hepimiz kendimizi ip ile bağlamışız birbirimize, korkmamak için şarkı söylüyoruz. işte sen burada çıktın, deniz duruldu. bulutlar açıldı, denizin üzerine bir ışık hüzmesi indi ve sen orada çıktın. belki farkında değildin ama hepimiz aşık olduk sana, hepimiz seni istedik. karnımız o kadar açtı…

aura rengi şeysi

Tuğçe Özel'in feedi'inden yola çıkarak, Test Your Self aparıtını kullanıp aura testi yaptım. şöyle bişiy çıktı.


Lila
Sizde bir yıldızın rengi var. Karmaşık bir iç dünyanız olsa da bunu dışarıya yaratıcı ve yenilikçi yollarla yansıtıyorsunuz. Her zaman akıllıca olmasa da, mutlaka dikkat çekici yollar buluyorsunuz. Duyu organlarınız sizin için çok mühim, ilginç karışımların insanısınız. Altıncı hissiniz ise sizi zaman zaman yanıltabiliyor. Her ne kadar mistik şeylere olan inancınızla yalnızca iyi olmayı başararak bütün arzularınıza bir gün ulaşabileceğinizi düşünseniz de, çaba eksikliğiniz arada bir sizi yarı yolda bırakabiliyor. Öte yandan kişiliğinizin cazibesi ne zaman ihtiyacınız olsa gereken yardımı bir şekilde bulabilmenizi sağlıyor.

bu ne ki şimdi? cazibeye gel.

kullanıcı adı falan olayları

milyonlarca sitede milyonlarca kullanıcım var, (bana ait, hani test amaçlı falan) şimdi bi aratıyorum, saçma saçma sitelerde adım çıkıyor. işimin hayatımı zehir ettiği en kötü durumlar, hep sevgili'lerin beni aratmasından kaynaklanıyor. "bu sitede ne işin var?" sorusunun cevabı her zaman "hatunlara bakıyorum" olarak kalacak.

ha evet mucizevi bir şekilde, bütün bayram evdeyim. o yüzden benim için ekşın bir bayram olmayacak. belki biraz dinlenirim, ama şu saatte yazdığıma göre dinleniyor olamam değil mi? evet öyle.

lüzumsuz, alışkanlıklarım var. mesela kola içiyorum şu ara sürekli, o bitince bira ile devam ediyorum yarım kilo almış olabilirim, acilen spora devam etmem lazım bunu da buraya not alayım. (tam şu anda buzdolabı süsü yere düştü ve süper zıpladım) 7 gün spor yaparken bir anda ramazan'ın araya girmesi ve benden başka kimsenin spor yapmıyor olması beni üzdü ben de küstüm gitmedim 1 ay. şimdi tekrar başlayacağım.

neyse bu böyleyken şöyle de bi durum…

neyse bi gün.

kendimi kesiyorum, o sırada yanımdan hızla geçmekte olan aracın içinde oluşan sonik dalgalar bıçağımı kırdı. ben de kendimi kesmekten vaz geçtim. bıçak tamircisi aramaya çıktım, 8. caddenin sonundaki 2. sokağa girdim orada olmalıydı, fakat orada da bulamadım. yerini değiştirdiğini söyleyen kavak ağacına selam edip, yerini öğrenmeye çalıştım.

3. sokağın sonunun bağlandığı 4. caddedeki kuyumcuya sormak istedim, o da bana bıçağı 12 lira karşılığında satın alabileceğini söyledi, olmaz 20 lira eder benim kırık bıçağım dedim. hayır 13 veririm en fazla dedi. o parayı alamam bu sizin hakkınız dedim ve çıktım. yoldan geçen hain kurt bana bıçak ustasının Sinfir dağında olduğunu söyledi, neden orada diye sorarken ortadan kayboldu.

vertigo bünyemin gerçek dünyadaki oluşan olayları bana bu şekilde yansıttığını biliyor muydunuz? hayır kendimi kesmiyordum, otobüs bekliyordum ki otobüs geldiğinde yeni aldığım akbili düşürdüğümü farkettim. onu aramak için akbil gişesine kadar gitmiş olmam oranın bıç…

Koşuyorum

Koşuyorum...
karanlık bir ormana girdim, arkamdan kovalayan yok ama ben o korkuyla koşuyorum. etrafımı ağaçlar çevirmiş ve hepsi sarmış etrafımı ama senin sardığın gibi değil... böyle içten böyle güzel değil... koşmaya başladığım yeri hatırlamıyorum ama varacağım noktayı sadece tahmin edebiliyorum. bir karga uçuyor ve onu binlercesi takip ediyor. tepemde dönüyorlar ama ben biliyorum.

göz kapaklarım ağırlaşıyor koşarken, dolaşım sistemim birbirine dolaşıyor. bir anda atımın üstündeyim ve ben değil o koşuyor aslında, elimde mızrağım ve giydiğim gümüş üzerine altından şekiller kazınmış siyahla bezenmiş zırhım ile. sağ omzunda lilyum var, altından kazınmış gümüş omuzluğumla. ve ben hala koşuyorum... atım benim farketmediğim uçurumdan uçarak geçiyor, pegasus... sen beni kurtardın hep, sen beni dinledin... ruhumda yaşadın... ruhumla yaşadın... büyük bir aydınlığa geliyorum, büyük... çok büyük... güneş gözümü alıyor ama pegasus güneşe doğru uçuyor. tepede yükselmiş olan kulelere yaklaşıyoruz…

Kendimle Röportaj

soru 1: hangi ülkenin kralısın?
cevap 1: kumdan kalemin kralıyım, ve sen benim prensesim olabilirdin?!

soru 2: sen kendini ne sanıyorsun?
cevap 2: kral demiştim sanırım?

soru 3: kumdan kaleni yıkarsam ne yaparsın?
cevap 3: biraz bekler, yenisini yaparım, ve hiç zor olmaz...

soru 4: madem çabuk yapılacak neden hemen değil?
cevap 4: çünkü yıkanın ayak izi kalmıştır, biraz da dalga gelir üzerine zemin düzleşir, ayrıca ayak izine de saygımız var, kalemizin egemenliğinde...

soru 5: peki ya eski kale?
cevap 5: yıkanın olsun...

soru 6: peki ya şimdi?
cevap 6: evet... :) kumun düzleşmesi lazım...

teşekkürler...

Allahım kör et beni

şener şen'in arabeskte söylediği enfes şarkı.. sözlerini de yazayım tam olsun :

amaaan, bu ne acı, bu ne keder, bu ne sancı
yalaaan, yalan dünya, yalan sevgi, aşklar yalan

görmeseydi gözlerim, görmeseydi gözlerim, gözlerim, gözlerim
yetmedi mi gördüklerim, kör ol artık gözlerim

allahım kör et beni, allahım kör et beni
dünyam olsun kara zindan, esirgeme kulundan

allahım kör et beni, allahım kör et beni
aksın göz nurum aksın, bundan böyle kör baksın

allahım kör et beni, allahım kör et beni
görmeyeyim bir daha, o yarin ettiğini

allahım kör et beni, allahım kör et beni
yetmedi mi gördüklerim, kör ol artık gözlerim

allahım kör et beni, allahım kör et beni
dünyam olsun kara zindan, esirgeme kulundan

allahım kör et beni, allahım kör et beni
aksın göz nurum aksın, bundan böyle kör baksın

eğlenceli :)

Hayır!

hayir! 60. otoban (interstate 60) filminde cok guzel bir replik vardi: "sen her istediginle yatabilen bir kadin olabilirsin, listende yattigin 300 kisi olabilir. eger ben simdi seninle yatarsam listendeki 301. yattigin adam olacagim ve digerlerinin arasinda kaybolacagim. beni unutacaksin. eğer seninle yatmazsam yatamadığın adamlar listesinde ki 1. kişi ben olacağım ve beni asla unutmayacaksın."

bazi seyleri anlatmak/anlamak icin guzel bir filmdi. seyredeli cok oldu ve son bir haftada olanlar bu repligi aklıma getirdi. ilginc bir film. guzel anilar. benim anilarim var evet. aslinda icinde olmadigim anilarim da var.

Not: benim bunu yazdığım tarih: 20.01.2005 hayır demeyi unutturmuş zaman...

o zamanlar küçüktüm belki de çocuk

ya kucukken garip bi çobukmuşum ben. yine aklıma geldi. arabada giderdik ben radyoda çalan parçaya playback yapardim neden? disardan gorenler ve duyanlar (!) ben soyluyorum sansin diye. bunu yaptigimda 5-6 yaşında falandım sanırım. zaten ben hep çocuktum ya ne farkeder. o zamanlar kanlıcaya yeni taşınmıştık. bir kaç ay sonra dışarıdaki insanların sesimi (!) duymadığını farkettim. evet bunu düşünmemiştim. en azından heykel sanmalarından daha kötü bir durum değildi. çocuktum sonuçta adı üstünde çocuk...

sevgiliyi ozlemek?

şöyle bir yazı yazmışım bakalım nedir?

yanindan uzaklastiginda ice oturan acidir, beynin durmasi ve bisiy dusunenememe durumudur. bu noktada dogru yanlis kavrami ortadan kalkar. her an her turlu delilik yapilabilir. (bindigi otobusun onune atlamak, arabanin lastiklerini patlatmak, taksi soforunu dovmek vs... ) karsi taraf bazen "ne yapiyor lan bu?" dese de cogunlukla "ayy canim" diye tepki verebilir.

bazen de yaninizdan uzaklasmaya basladigi andan itibaren arkasindan izlenir. bunu "o" farketmez bazen ferkeder fakat belli etmez. usulca uzaklasir, ve ozlememek icin arkasindan uzuuunca seyredilir. kimi zaman sirf ozlediginiz icin abuk subuk mesajlar atarsiniz, "naber?", "ben eve geldim, sen neredesin?" belki meskuldur ve cevap gelmez uzunca bi sure... ozlem kiskancliga donusur bazen de umursamazsiniz fakat icinizi kemirir...

Tavşan Deliği

Alice: Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?

Cheshire Kedisi: Nereye gitmen konusunda iyi bir anlaşmaya bağlı bu.

Alice: Neresi olduğunun önemi yok!

Cheshire Kedisi: O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.

Alice: Sonunda herhangi bir yere varsın da.

Cheshire Kedisi: Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen.

Ben bunu zaten biliyordum, bana göre Alice'in çılgın serüveni kuantum'dan başka birşey değil. Tavşan deliğinde ilerliyoruz ve hep karar verdiğimiz doğrultuda akışı değiştiriyoruz.

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

diyojen demiş ya "gölge etme başka ihsan istemem" evet onun gibi. şimdi ben gölgede kaldım, içim soğudu, özledim ama, mutluluğumu özledim. tarihsel yargılarımın sinirle bütünleşmesi ile çıkmış bütün sözlerin arkasındayım. ben söyledim, amcam derdi "ağzında sigara ile yakalansan babana, hayır içmiyorum diyeceksin" diye. hayır her odama girdiğinde aynı sakinlikle sigaramı kültablasına bırakışım gibi aslında özleyişim. beni öldürebilirsin ama asla merakta bırakmamalısın. sorulan her soruya cevabım vardır, ne soruya bakarım ne adama bakarım. ve meraklarım vardır benim, ne olduğuna da bakmam kim olduğuna da. tanrı ile aramda olan münasebet seni ilgilendirmez. o ister ben yaparım, ben isterim alırım. evet bu... ışık her zaman aynı gölgeyi vermez ama gölge hep aynı renktedir benim içimde. küçük hikayelerim var benim, eğer yanlış olduğunu sen anlatmazsan, benim için doğru hep budur. o yüzden şimdi sessiz ol, çünkü ben yazarken üzgünüm.

bir delinin düş rehberi - Mayıs 2009 …

Yazmak İstiyorum da...

Yazmak istiyorum aslında durmadan, yazayım içimi dökeyim, fakat ne vakit bulabiliyorum ne de kafam çok rahat. saçma sapan şeyler yaşıyorum ve kimsenin hak etmediği şekilde yaşıyorum. sonra onlar bitiyor, başka problemler çıkıyor karşımıza.

kısaca haberler,

- belki daha düzenli olmaya başlamıştım ki, lüzumsuz geldi bitti.
- kafamdaki projeyi vakit buldukça tamamlamaya çalışıyorum bitmek üzere.
- çok güzel planlarım vardı, ama planın içinden -1 +3 -4 şeklinde bi hesapla o planlar da suya düştü.
- moralim bir iyi bir kötü gidiyor, neyi nasıl yapacağımı düşünemiyorum, düşünmekten sıkıldım bu da bitti.
- yardım istediğim kimsenin yardım edecek vakti yok bu yüzden yavaş ilerliyorum. her zaman olduğu gibi benim işimi benden iyi kimse yapamaz psikolojisi işte.
- neyse olay böyleyken böyle, bu yazı da burda bitti.

evet cidden yazacak çok şey var da yazamıyorum işte, şimdi 5 dk kafamı kaldırdım işten de yazıyorum.

Zehirlenmeler

Şimdi ne alaka diyebilirsiniz ama, sanırım zehirlendim ve bunun için belirtileri ararken buldum. 100'e yakın sitede aynı yazıları görünce ben de yazayım dedim. kaynaklar en altta mevcuttur. hatta kaynaktan direk copy&paste :)
Zehirlenme Nedir?Herhangi bir kimyasal, organik veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise ZEHİRLENME denir.

Yerel belirtiler:
- Sokulan, ısırılan, temas eden yerde kızarıklık, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı

Genel belirtiler:
- Vücut ısısının yükselmesi (ateş),
- Tüm vücutta kızarıklık, döküntü, kaşıntı,
- Solunum sıkıntısı, hızlı ve zayıf atan nabız,
- Baş ağrısı, kulak çınlaması,
- Halsizlik, kendinden geçme, gelişen bilinç kaybı,
- Şok, ölüm.

Zehir, vücuda bilerek (kasti) veya bilinmeden(kazara), dört yoldan alınabilir:
1-Sindirim, 2-Solunum, 3-Deri ve 4-Kan yoluyla, olmak üzere.


Sindirim Yolu ZehirlenmeleriAğız yoluyla alınan her türlü ze…