Süper bi program bütün bloglarım tek parça halinde ulaşılabilir halde :)

9 Aralık 2009 Çarşamba

Süper bi program bütün bloglarım tek parça halinde ulaşılabilir halde :)

BloGTK is a weblog client that allows you to post to your weblog from GNOME without the need for a separate browser window. BloGTK allows you to connect with many weblog systems such as Blogger, Movable Type, WordPress, and more. BloGTK is written using Python and PyGTK, and is designed to be fast and simple to use.

http://blogtk.jayreding.com/

Versus: Xbox 360 vs. Playstation 3 (Who Would Win?) S1E7

Janis de iyi ses yapmış ha!




JANIS JOPLIN - BALL AND CHAIN

S-sitting down by my window,
Oh, looking at the rain.
S-sitting down by my window now now,
All around I felt it,
All I could see was the rain.
Something grabbed a hold of me, honey,
Felt to me honey like, lord, a ball and chain.
Yeah! hey! you know what I mean,
But it's way too heavy for you,
You can't hold it tomorrow.

Say, whoa, whoa, honey, it can't be
Just because I got to want your love
Please please please please, whoa please, please.
Whoa, honey it can't be
Just because I got to need you daddy.
Please don't you let me down, no, please, lord!
Here you gone today, but I wanted to love you,
I wanted to hold you, yeah, till the day I die,
Till the day, till the day,
Yeah! hey! hey! all right!

Say, whoa, whoa, honey this can't be
Not anything I ever wanted from you daddy
Tell me now, now, now, now, oh, tell me now, yeah.
I say, whoa, whoa, honey this can't be
No, no, no, no, no, no, no ... yeah yeah, hey!
And I want someone that could tell me, tell me why
Just because I got to want your love
Honey, just because I got to need, need, need your love
I said I don't understand, honey, but I wanna chance to try
Try, try, try, try try try try
Honey when everybody in the world wants the same damn thing
When everybody in the world will need the same lonely thing
When I wanna work for your love, daddy.
When I wanna try for your love, daddy.

I don't understand how come you're gone, man. I don't understand why half the world is still crying, man, when the other half of the world is still crying too, man, I can't get it together. i
If you got a cat for one day, man I mean, if you, say, say, if you want a cat for 365 days, right you aint got him for 365 days, you got him for one day, man. well I tell you that one da
N, better be your life, man. because, you know, you can say, oh man, you can cry about the other 364, man, but you're gonna lose that one day, man, and that's all youve got. you gotta call that
, man. that's what it is, man. if you got it today you don't want it tomorrow, man, cause you don't need it, cause as a matter of fact, as we discovered in the train, tomorrow never happens, m
Ts all the same fucking day, man.

So you gotta, when you wanna hold a sigh,
You gotta hold him like it's the last minute in your life, baby.
You gotta hold, whoa, whoa, hold him
Cause someday some weights gonna come on your shoulders, babe,
Its gonna feel too heavy, it's gonna weigh on you,
Its gonna feel just like a ball, ball, ball, oh daddy,
And a chain. 

Ölüsü yeter - Tofaş Şahin

8 Aralık 2009 Salı

hep benim olsun istemiştim, alamamıştım. yeni bitane aldım. hadi hayırlı olsun. tofaş şahin.



ben böyle mallık görmedim

25 Kasım 2009 Çarşamba

neden insanlar böyle şeyler yapar ki?

bu da size sarki olsun.

20 Kasım 2009 Cuma

Profesyonel Pazarlama Tekniği

11 Kasım 2009 Çarşamba

Bunu her izlediğimde karnım ağrıyor. adam işinin ehli sonuçta, bir pazarlama eğitimi alınacaksa bu adamdan alınmalı.



Metin Tam olarak şöyle:
"All right, pussy, pussy, pussy! Come on in pussy lovers! Here at the Titty Twister we're slashing pussy in half! Give us an offer on our vast selection of pussy, this is a pussy blow out! All right, we got white pussy, black pussy, Spanish pussy, yellow pussy, we got hot pussy, cold pussy, we got wet pussy, we got smelly pussy, we got hairy pussy, bloody pussy, we got snappin' pussy, we got silk pussy, velvet pussy, Naugahyde pussy, we even got horse pussy, dog pussy, chicken pussy! Come on, you want pussy, come on in, pussy lovers! If we don't got it, you don't want it! Come on in, pussy lovers!"

Nine Inch Nails - Head Down Lyrics

5 Kasım 2009 Perşembe

You
What you looking at?
Head down
Too late for that
What you want
What you get
Know your place
Don't ever forget

And this is not my face
And this is not my life
And there is not a single thing here
I can recognize
This is all a dream
And none of you are real
I'll give anything
I'll give anything

Hey you
What you running from?
All your hate
What you've become
Bet you didn't think
It would happen to you
All used up
Half way through

And this is not my face
And this is not my life
And there is not a single thing here
I can recognize
This is all a dream
And none of you are real
I'll give anything
I'll give anything

Bazen üzülürüm.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Ben küçüklüğümden beri Dedem'e tapardım. Ben 5 yaşındayken bana rakı içirmişti. En güzel yemeği hep benim için yaptırdı. Bendim onun için. O da benim içindi. Yıllarca her yaz yanında kaldım. Sadece akşamları görürdüm, sırtımı kaşırdı. Rakı ve sigara kokusu sinerdi üstümüze. Bana bisiklet almıştı kırmızı :) dışarıdan eve girince görmüştüm, benim olacağına bile ihtimal vermemiştim. Çağırmıştı beni. Hayatımda tanıdığım en iyi eğiticiydi, en güzel cümleleri o kurardı. 1 oda dolusu kitabı vardı ve hepsini sayfa numarasına kadar hatırlardı. Belki evrendeki en bilge kişiydi benim için. Daha çok anlatırdım ama bulanık görmeye başladım, sanki yağmur yağıyor odamın içine de ben camın arkasından bakıyorum gibi.

Dedem çok hastalandı, aort damarı patlamıştı. Hemde iş yerinde patlamış. Hayatım boyunca 2 kere doktor görmüştür Dedem belki 3 . Çalışırken ağzından burnundan kan gelmeye başlamış, apar topar kaldırmışlar, içi kanarken etrafındakileri dövmüş beni rahat bırakın diye. Anlamış ne olacağını.

Ankara'ya her gittiğimde Dedemle mutlaka işe giderdim. Her sabah bana kahve yapar, trt FM ayarlı radyosunu açardı. Hala kulaklarımdadır o cingıl. Hiç çalan müzik hakkında yorum yapmazdı, bazen rock çalardı bazen tsm ama hiç ay bu ne kötü diyip kapattığını bilmem. Hepsini bilmek gerekir derdi.

Çok eskiden yağlı boya tablolar yapmıştı ve son 4-5 senesinde bilgisayar ile tanışmış 70 yaşında bir delikanlıydı. Yağlı boya tablolarını bilgisayarda tekrar çiziyordu, hatta daha iyilerini çiziyordu. programların fırça kullanımı hakkında yorum yapıyordu bana. şu fırça bunda iyi bu fırça bunda iyi diye. taslağını o kıçı kırık ms paint ile çizerdi ordan photoshop'a alır üzerinden geçer corelpaint ile son rötuşlarını yapardı. hepsinin fırça kalitesi farklıydı.

Dedim ya benim için çok önemli bir insandı, daha fazla ayrıntı anlatırdım ama konu çok dağılacak diye anlatmak istemedim.

Kış'tı Dedemin hastahaneye kaldırılışının 10. ya da 20. günüydü emin değilim. ben kocaeli üni. kazanmıştım ve deprem olduğu için haftasonları dersim vardı. Babam ve annem her hafta sonu Dedemi ziyarete giderdi giderken de senin gelmene gerek yok, zaten gelince ne yapıcaksın çok gergin oluyor sen okula git derdi. ben de iyi napiyim derdim, sonuçta çıkacaktı hastaneden o zaman koşup sarılabilirdim.

Aort damarı patladığı için, 2-3 amelyata girdi, yapay damar takmışlar fakat sigara içtiği için damarları sertleşmiş ve yapay damarı kabul etmemiş. ama düzelteceklerdi di mi? yani doktor onlar, yapabilirler diye düşündüm.

Bir gün okuldan eve geldiğimde evde herkesin yüzünde garip bir ifade vardı, anlamadım "ne oldu" dedim. "Deden kötüleşmiş de onu görmeye gidiyoruz" dediler. "ben de" dedim. yok canım sen gelme şimdi yarın okulun var gerek yok dediler. tamam falan derken hazırlandılar çıkıcaklardı, o sırada açık olan kapıdan komşumuz girdi direk bana sarılıp "başın sağ olsun murat" dedi. evdeki herkes dondu kaldı. o an bi başım döner gibi oldu ama hiç tepki vermedim, odama girdim önce bilgisayarın karşısına oturdum. sonra küçük amcam geldi, ağlayarak kafamı falan öptü. "siktirin gidin" dedim mi? demedim mi? hatırlamıyorum bile. daha onlar odamın kapısındayken, yerimden yavaşça kalktım, Dedem için özenle sakladığım 1 litrelik J&B şişesini çıkardım dolabımdan. kapağını açtım. kafama diktim, babam biz gidiyoruz gecikicez dedi. gözlerimi kırptım sadece, şişeyi hiç indirmedim. ne kadar içtim içmedim bilmiyorum, gözüm karardı, sabah kalktığımda yerdeydim. şişe bacağıma düşmüş, kırılmamış. kafamı yere çarpmışım. evden çıkıp biraz yürüdüm.

ve ben hala Dedem'in mezarına gitmedim. benim için hala burada benimle...


o yüzden, siz X kişi öldüğü için ben tepki veremiyorum, komik geliyor. evet insanlar ölür. bunu kimse anlatmamış olabilir size ama evet, ölüyoruz lan. ölümsüz olduğunu düşünen varsa (o))) bak ölümsüzsün. hı hı evet.

böyle bi karanlık gibi.

29 Eylül 2009 Salı

sen şimdi ordan okumaya başladığında sayfa karanlık ve yazılar açık renk, işte okuduğun o açık renk benim ve karanlık senin için. gözlerin kapanmak üzere ama sen farkında değilsin, sabah olmuş mu olmamış mı kimsenin umrunda değil. ama benim umrumda. nefesim daralmış, vakit daralmış sanki bir güvercinin yarasa dolu mağaraya girmesi gibi. hani olur ya, birden irkilip dışarı çıkarlar, işte ben ruhumu öyle bir kaybetmişim ki, mimiklerim sertleşmeye başladı. kaşlarım aşağı iniyor ve sana gülebileceğim en kötü şekilde gülüyorum.

belki gülmüyorum ve güldüğümü sanıyorum, o kısımı 1819 kış ayında kaybettim. soğuk havada, bir geminin içinde başladı herşey. okyanusun ortasındayız, dalgalar gemi boyunda, ama hepimiz kendimizi ip ile bağlamışız birbirimize, korkmamak için şarkı söylüyoruz. işte sen burada çıktın, deniz duruldu. bulutlar açıldı, denizin üzerine bir ışık hüzmesi indi ve sen orada çıktın. belki farkında değildin ama hepimiz aşık olduk sana, hepimiz seni istedik. karnımız o kadar açtı ki, akşam yemeği için kocaman bir balık iyi olacaktı. ve seni yakalamak için rotamızı sana doğru çevirdik, sen kaçtın biz kovaladık. seni karaya oturmuş vaziyette çok kolayca avladık. mızrakları sapladıkça kan çıktı içinden de o kanlar senden mi bizden mi çıktı bilemedik. o kadar açtık ki, çiğ çiğ yiyecektik.

ey gidi koca mobidick!

üff öyle işte. denemeler yapıyorum ya daha iyi bile olur bunlar ama zamanla. en son yazmaya çalışalı çok uzun zaman olmuş.

aura rengi şeysi

21 Eylül 2009 Pazartesi

Tuğçe Özel'in feedi'inden yola çıkarak, Test Your Self aparıtını kullanıp aura testi yaptım. şöyle bişiy çıktı.


Lila
Sizde bir yıldızın rengi var. Karmaşık bir iç dünyanız olsa da bunu dışarıya yaratıcı ve yenilikçi yollarla yansıtıyorsunuz. Her zaman akıllıca olmasa da, mutlaka dikkat çekici yollar buluyorsunuz. Duyu organlarınız sizin için çok mühim, ilginç karışımların insanısınız. Altıncı hissiniz ise sizi zaman zaman yanıltabiliyor. Her ne kadar mistik şeylere olan inancınızla yalnızca iyi olmayı başararak bütün arzularınıza bir gün ulaşabileceğinizi düşünseniz de, çaba eksikliğiniz arada bir sizi yarı yolda bırakabiliyor. Öte yandan kişiliğinizin cazibesi ne zaman ihtiyacınız olsa gereken yardımı bir şekilde bulabilmenizi sağlıyor.

bu ne ki şimdi? cazibeye gel. 

kullanıcı adı falan olayları

20 Eylül 2009 Pazar

milyonlarca sitede milyonlarca kullanıcım var, (bana ait, hani test amaçlı falan) şimdi bi aratıyorum, saçma saçma sitelerde adım çıkıyor. işimin hayatımı zehir ettiği en kötü durumlar, hep sevgili'lerin beni aratmasından kaynaklanıyor. "bu sitede ne işin var?" sorusunun cevabı her zaman "hatunlara bakıyorum" olarak kalacak.

ha evet mucizevi bir şekilde, bütün bayram evdeyim. o yüzden benim için ekşın bir bayram olmayacak. belki biraz dinlenirim, ama şu saatte yazdığıma göre dinleniyor olamam değil mi? evet öyle.

lüzumsuz, alışkanlıklarım var. mesela kola içiyorum şu ara sürekli, o bitince bira ile devam ediyorum yarım kilo almış olabilirim, acilen spora devam etmem lazım bunu da buraya not alayım. (tam şu anda buzdolabı süsü yere düştü ve süper zıpladım) 7 gün spor yaparken bir anda ramazan'ın araya girmesi ve benden başka kimsenin spor yapmıyor olması beni üzdü ben de küstüm gitmedim 1 ay. şimdi tekrar başlayacağım.

neyse bu böyleyken şöyle de bi durum var, oha lan kızın gözü çok güzel.

neyse bi gün.

18 Eylül 2009 Cuma

kendimi kesiyorum, o sırada yanımdan hızla geçmekte olan aracın içinde oluşan sonik dalgalar bıçağımı kırdı. ben de kendimi kesmekten vaz geçtim. bıçak tamircisi aramaya çıktım, 8. caddenin sonundaki 2. sokağa girdim orada olmalıydı, fakat orada da bulamadım. yerini değiştirdiğini söyleyen kavak ağacına selam edip, yerini öğrenmeye çalıştım.

3. sokağın sonunun bağlandığı 4. caddedeki kuyumcuya sormak istedim, o da bana bıçağı 12 lira karşılığında satın alabileceğini söyledi, olmaz 20 lira eder benim kırık bıçağım dedim. hayır 13 veririm en fazla dedi. o parayı alamam bu sizin hakkınız dedim ve çıktım. yoldan geçen hain kurt bana bıçak ustasının sinfir dağında olduğunu söyledi, neden orada diye sorarken ortadan kayboldu.

vertigo bünyemin gerçek dünyadaki oluşan olayları bana bu şekilde yansıttığını biliyor muydunuz? hayır kendimi kesmiyordum, otobüs bekliyordum ki otobüs geldiğinde yeni aldığım akbili düşürdüğümü farkettim. onu aramak için akbil gişesine kadar gitmiş olmam oranın bıçak ustası olmadığı gerçeğini değiştirmez. bütün yolu 2 kere gittim geldim kaldırım taşları üst geçit vs.. ama bulamadım. sonra büfeye gidip sordum akbil bıraktım mı ben burda diye, benim akbilimi satayım dedi. içinde de 20 lira var dedi. almadım. tam arkamı döndüm ki şirketten biri ile karşılaştım, bulamazsın o akbili dedi. ben de eve geldim.

ne süper bi macera yaşadığımı anlatamam. sadece kaybettiğim akbili bulma işini heyecanlandırmak için neler yazdım kafamda.

vay anasını.

Koşuyorum

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Koşuyorum...
karanlık bir ormana girdim, arkamdan kovalayan yok ama ben o korkuyla koşuyorum. etrafımı ağaçlar çevirmiş ve hepsi sarmış etrafımı ama senin sardığın gibi değil... böyle içten böyle güzel değil... koşmaya başladığım yeri hatırlamıyorum ama varacağım noktayı sadece tahmin edebiliyorum. bir karga uçuyor ve onu binlercesi takip ediyor. tepemde dönüyorlar ama ben biliyorum.

göz kapaklarım ağırlaşıyor koşarken, dolaşım sistemim birbirine dolaşıyor. bir anda atımın üstündeyim ve ben değil o koşuyor aslında, elimde mızrağım ve giydiğim gümüş üzerine altından şekiller kazınmış siyahla bezenmiş zırhım ile. sağ omzunda lilyum var, altından kazınmış gümüş omuzluğumla. ve ben hala koşuyorum... atım benim farketmediğim uçurumdan uçarak geçiyor, pegasus... sen beni kurtardın hep, sen beni dinledin... ruhumda yaşadın... ruhumla yaşadın... büyük bir aydınlığa geliyorum, büyük... çok büyük... güneş gözümü alıyor ama pegasus güneşe doğru uçuyor. tepede yükselmiş olan kulelere yaklaşıyoruz, leydim beni pencerede bekliyor, saçları rüzgarla savruluyor, pegasus'un kanat rüzgarları ile iyice savruluyor saçları. güzel kesimli düzgün, ipek gibi saçları... ben gözlerinin içinde kayboluyorum ve pagasus beni balkona bırakıyor.

leydim beni balkondan karşılıyor ve süzülerek yanıma geliyor, beni sarıyor... ben onu sarıyorum... etrafımızdan ışıklar saçıyoruz sanki, yıldızlar yanımıza iniyor, ruhlarımız kavuşuyor ve dudaklarımız dalgaların kumlası ıslattığı gibi ıslanıyor. ve birbirimizin kulağına fısıldayarak konuşuyoruz... Hoşgeldin diyor leydim bana, hoşgeldin...

Mp3: "Narsilion - [Return To The Silver Forest] Lost Horizons" dinlenirken kısık ateşte okunur.

Kendimle Röportaj

soru 1: hangi ülkenin kralısın?
cevap 1: kumdan kalemin kralıyım, ve sen benim prensesim olabilirdin?!

soru 2: sen kendini ne sanıyorsun?
cevap 2: kral demiştim sanırım?

soru 3: kumdan kaleni yıkarsam ne yaparsın?
cevap 3: biraz bekler, yenisini yaparım, ve hiç zor olmaz...

soru 4: madem çabuk yapılacak neden hemen değil?
cevap 4: çünkü yıkanın ayak izi kalmıştır, biraz da dalga gelir üzerine zemin düzleşir, ayrıca ayak izine de saygımız var, kalemizin egemenliğinde...

soru 5: peki ya eski kale?
cevap 5: yıkanın olsun...

soru 6: peki ya şimdi?
cevap 6: evet... :) kumun düzleşmesi lazım...

teşekkürler...

Allahım kör et beni

şener şen'in arabeskte söylediği enfes şarkı.. sözlerini de yazayım tam olsun :

amaaan, bu ne acı, bu ne keder, bu ne sancı
yalaaan, yalan dünya, yalan sevgi, aşklar yalan

görmeseydi gözlerim, görmeseydi gözlerim, gözlerim, gözlerim
yetmedi mi gördüklerim, kör ol artık gözlerim

allahım kör et beni, allahım kör et beni
dünyam olsun kara zindan, esirgeme kulundan

allahım kör et beni, allahım kör et beni
aksın göz nurum aksın, bundan böyle kör baksın

allahım kör et beni, allahım kör et beni
görmeyeyim bir daha, o yarin ettiğini

allahım kör et beni, allahım kör et beni
yetmedi mi gördüklerim, kör ol artık gözlerim

allahım kör et beni, allahım kör et beni
dünyam olsun kara zindan, esirgeme kulundan

allahım kör et beni, allahım kör et beni
aksın göz nurum aksın, bundan böyle kör baksın

eğlenceli :)

Hayır!

hayir! 60. otoban (interstate 60) filminde cok guzel bir replik vardi: "sen her istediginle yatabilen bir kadin olabilirsin, listende yattigin 300 kisi olabilir. eger ben simdi seninle yatarsam listendeki 301. yattigin adam olacagim ve digerlerinin arasinda kaybolacagim. beni unutacaksin. eğer seninle yatmazsam yatamadığın adamlar listesinde ki 1. kişi ben olacağım ve beni asla unutmayacaksın."

bazi seyleri anlatmak/anlamak icin guzel bir filmdi. seyredeli cok oldu ve son bir haftada olanlar bu repligi aklıma getirdi. ilginc bir film. guzel anilar. benim anilarim var evet. aslinda icinde olmadigim anilarim da var.

Not: benim bunu yazdığım tarih: 20.01.2005 hayır demeyi unutturmuş zaman...

o zamanlar küçüktüm belki de çocuk

ya kucukken garip bi çobukmuşum ben. yine aklıma geldi. arabada giderdik ben radyoda çalan parçaya playback yapardim neden? disardan gorenler ve duyanlar (!) ben soyluyorum sansin diye. bunu yaptigimda 5-6 yaşında falandım sanırım. zaten ben hep çocuktum ya ne farkeder. o zamanlar kanlıcaya yeni taşınmıştık. bir kaç ay sonra dışarıdaki insanların sesimi (!) duymadığını farkettim. evet bunu düşünmemiştim. en azından heykel sanmalarından daha kötü bir durum değildi. çocuktum sonuçta adı üstünde çocuk...

sevgiliyi ozlemek?

şöyle bir yazı yazmışım bakalım nedir?

yanindan uzaklastiginda ice oturan acidir, beynin durmasi ve bisiy dusunenememe durumudur. bu noktada dogru yanlis kavrami ortadan kalkar. her an her turlu delilik yapilabilir. (bindigi otobusun onune atlamak, arabanin lastiklerini patlatmak, taksi soforunu dovmek vs... ) karsi taraf bazen "ne yapiyor lan bu?" dese de cogunlukla "ayy canim" diye tepki verebilir.

bazen de yaninizdan uzaklasmaya basladigi andan itibaren arkasindan izlenir. bunu "o" farketmez bazen ferkeder fakat belli etmez. usulca uzaklasir, ve ozlememek icin arkasindan uzuuunca seyredilir. kimi zaman sirf ozlediginiz icin abuk subuk mesajlar atarsiniz, "naber?", "ben eve geldim, sen neredesin?" belki meskuldur ve cevap gelmez uzunca bi sure... ozlem kiskancliga donusur bazen de umursamazsiniz fakat icinizi kemirir...

Tavşan Deliği

Alice: Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?

Cheshire Kedisi: Nereye gitmen konusunda iyi bir anlaşmaya bağlı bu.

Alice: Neresi olduğunun önemi yok!

Cheshire Kedisi: O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.

Alice: Sonunda herhangi bir yere varsın da.

Cheshire Kedisi: Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen.

Ben bunu zaten biliyordum, bana göre Alice'in çılgın serüveni kuantum'dan başka birşey değil. Tavşan deliğinde ilerliyoruz ve hep karar verdiğimiz doğrultuda akışı değiştiriyoruz.

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

diyojen demiş ya "gölge etme başka ihsan istemem" evet onun gibi. şimdi ben gölgede kaldım, içim soğudu, özledim ama, mutluluğumu özledim. tarihsel yargılarımın sinirle bütünleşmesi ile çıkmış bütün sözlerin arkasındayım. ben söyledim, amcam derdi "ağzında sigara ile yakalansan babana, hayır içmiyorum diyeceksin" diye. hayır her odama girdiğinde aynı sakinlikle sigaramı kültablasına bırakışım gibi aslında özleyişim. beni öldürebilirsin ama asla merakta bırakmamalısın. sorulan her soruya cevabım vardır, ne soruya bakarım ne adama bakarım. ve meraklarım vardır benim, ne olduğuna da bakmam kim olduğuna da. tanrı ile aramda olan münasebet seni ilgilendirmez. o ister ben yaparım, ben isterim alırım. evet bu... ışık her zaman aynı gölgeyi vermez ama gölge hep aynı renktedir benim içimde. küçük hikayelerim var benim, eğer yanlış olduğunu sen anlatmazsan, benim için doğru hep budur. o yüzden şimdi sessiz ol, çünkü ben yazarken üzgünüm.

bir delinin düş rehberi - Mayıs 2009  Murat Küçükosman

Yazmak İstiyorum da...

Yazmak istiyorum aslında durmadan, yazayım içimi dökeyim, fakat ne vakit bulabiliyorum ne de kafam çok rahat. saçma sapan şeyler yaşıyorum ve kimsenin hak etmediği şekilde yaşıyorum. sonra onlar bitiyor, başka problemler çıkıyor karşımıza.

kısaca haberler,

- belki daha düzenli olmaya başlamıştım ki, lüzumsuz geldi bitti.
- kafamdaki projeyi vakit buldukça tamamlamaya çalışıyorum bitmek üzere.
- çok güzel planlarım vardı, ama planın içinden -1 +3 -4 şeklinde bi hesapla o planlar da suya düştü.
- moralim bir iyi bir kötü gidiyor, neyi nasıl yapacağımı düşünemiyorum, düşünmekten sıkıldım bu da bitti.
- yardım istediğim kimsenin yardım edecek vakti yok bu yüzden yavaş ilerliyorum. her zaman olduğu gibi benim işimi benden iyi kimse yapamaz psikolojisi işte.
- neyse olay böyleyken böyle, bu yazı da burda bitti.

evet cidden yazacak çok şey var da yazamıyorum işte, şimdi 5 dk kafamı kaldırdım işten de yazıyorum.

Zehirlenmeler

Şimdi ne alaka diyebilirsiniz ama, sanırım zehirlendim ve bunun için belirtileri ararken buldum. 100'e yakın sitede aynı yazıları görünce ben de yazayım dedim. kaynaklar en altta mevcuttur. hatta kaynaktan direk copy&paste :)

Zehirlenme Nedir?

Herhangi bir kimyasal, organik veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise ZEHİRLENME denir.

Yerel belirtiler:
- Sokulan, ısırılan, temas eden yerde kızarıklık, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı

Genel belirtiler:
- Vücut ısısının yükselmesi (ateş),
- Tüm vücutta kızarıklık, döküntü, kaşıntı,
- Solunum sıkıntısı, hızlı ve zayıf atan nabız,
- Baş ağrısı, kulak çınlaması,
- Halsizlik, kendinden geçme, gelişen bilinç kaybı,
- Şok, ölüm.

Zehir, vücuda bilerek (kasti) veya bilinmeden(kazara), dört yoldan alınabilir:
1-Sindirim, 2-Solunum, 3-Deri ve 4-Kan yoluyla, olmak üzere.


Sindirim Yolu Zehirlenmeleri

Ağız yoluyla alınan her türlü zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol, korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler vb.

İlkyardım:
* Eğer zehrin alınması üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.

KUSTURMAK İÇİN:
- Tercih edilen kişinin kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla da öğürme refleksini uyararak kusmasını sağlamaktır,
- Sıcağa yakın ılık su içirerek de kusturma sağlanabilir (kişi bardağı kendisi tutarak içmelidir! başkası tarafından içirilmemelidir!).

KUSTURULMAYACAK DURUMLAR:
- Asit veya bazik madde (korozif madde) içeren sıvılar içilmişse,
- Petrol ürünleri içilmişse,
- Bilinci kapalı ise.

* Kusturulduktan sonra soğuk veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine su içirilir.
* Hastaneye götürülür, özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine gereksinimleri vardır:
* Ne yapılacağına karar verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ aranmalıdır. Merkez aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır:
- Zehirlenme ne ile meydana geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,
- Kutudaki / şişedeki miktar ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?
- Zehir ne zaman alınmış, hastanın durumu nasıl?

BESİN ZEHİRLENMELERİ
Bakteri veya bakteri salgıları (toksinleri ) ile oluşan zehirlenmelerdir. Bulantı-kusma, kramp şeklinde karın ağrısı ve ishal (diyare) ile seyrederler. Bunlar:

Sindirim Yolu Zehirlenmeleri

Ağız yoluyla alınan her türlü zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol, korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler vb.

İlkyardım:
* Eğer zehrin alınması üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.

KUSTURMAK İÇİN:
- Tercih edilen kişinin kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla da öğürme refleksini uyararak kusmasını sağlamaktır,
- Sıcağa yakın ılık su içirerek de kusturma sağlanabilir (kişi bardağı kendisi tutarak içmelidir! başkası tarafından içirilmemelidir!).

KUSTURULMAYACAK DURUMLAR:
- Asit veya bazik madde (korozif madde) içeren sıvılar içilmişse,
- Petrol ürünleri içilmişse,
- Bilinci kapalı ise.

* Kusturulduktan sonra soğuk veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine su içirilir.
* Hastaneye götürülür, özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine gereksinimleri vardır:
* Ne yapılacağına karar verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ aranmalıdır. Merkez aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır:
- Zehirlenme ne ile meydana geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,
- Kutudaki / şişedeki miktar ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?
- Zehir ne zaman alınmış, hastanın durumu nasıl?

BESİN ZEHİRLENMELERİ
Bakteri veya bakteri salgıları (toksinleri ) ile oluşan zehirlenmelerdir. Bulantı-kusma, kramp şeklinde karın ağrısı ve ishal (diyare) ile seyrederler. Bunlar:

SALMONELLA:
Kontamine (enfeksiyonla bulaşmış) et, süt ve yumurta ile bulaşır. Yendikten 12-24 saat sonra ani bulantı-kusma, karın ağrısı, ishal ile kendini gösterir.
Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 2-3 günde kendiliğinden geçer. Antibiyotik verilmez.

* Aşırı ishal ve kusmaya bağlı olarak dehidratasyon gelişmişse içecek şeyler verilerek kaybedilen sıvı yerine konur.
* Yemek hazırlanırken kapların temiz olmasına dikkat edilir ve iyi pişirilirse salmonella enfeksiyonu önlenebilir.

STAFİLOKOK:
En sık rastlanan besin zehirlenmesidir. Karbonhidratlı, sütlü ve şekerli yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülür. Örneğin: muhallebi, dondurma, mayonez gibi. Yendikten 2-6 saat sonra bulantı-kusma ile kendini gösterir (ishal nadiren görülür).
Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 4-6 saatte kendiliğinden geçer.

Önlenebilmesi için; özellikle sütlü tatlılar ve kaynatılmadan pişirilen yemekler hazırlandıktan sonra uzun süre, fırında veya ısıtma tepsilerinde bekletilmemelidir.

CLOSTRİDİUM PERFRİNGENS:
Büyük miktarda hazırlanan yiyeceklerin oda ısısında, etkisiz buharda bekletilmesi veya yeterince soğuk ortamda muhafaza edilmemesi sonucunda ürer. Veya mikroorganizmanın bulaştığı balıklarla hastalık ortaya çıkar. Yendikten 8-10 saat sonra bulantı, karında kramp şeklinde ağrı ve ishal ile kendini gösterir.
Tedavi: 24 saate kadar kendiliğinden iyileşir.

* Dehidratasyon kontrol altına alınır, hastaya, daha öncede bahsedildiği gibi bol sıvı şeyler içirilir ve bu arada tuz ve elektrolit kaybını yerine koymak için de bir bardak suya bir miktar tuz ve yemek karbonatı konarak içirilir. Ya da bu amaçla kola, tuzlu ayran, meyve suları, maden suyu içirilebilir. Mümkün olduğunca tüm sıvı kaybı bu içeceklerle karşılanmayıp suyla desteklenmelidir.

İYİ YIKANMAMIŞ, YEMEK KAZINTISI KALMIŞ KAPLAR GENELLİKLE BESİN ZEHİRLENMESİNE YOL AÇAN EN ÖNEMLİ FAKTÖRDÜR.

Cl. BOTULİNUM ( BOTULİSMUS ):
Genelllikle iyi konservelenmemiş yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülen en tehlikeli (hatta ölümcül) olan besin zehirlenmesidir. Yenildikten 24 saat sonra belirtiler görülebilir. İshal görülmez, kabızlık (konstipasyon) olabilir. Botulismusta, sinirlerden kaslara giden uyarılar engellenmekte ve bunun sonucunda şiddetli halsizlik, paralizi (kuvvet kaybı) ve ölüm görülebilmektedir.

Belirtileri:
- Ağız ve boğaz kuru ve ağrılıdır,
- Kişi gözlerini odaklamada zorluk çeker (çift görme, bulanık görme olabilir)
- Bitkinlik, yutma ve konuşma güçlüğü
-Halsizlik veya kuvvet kaybı
- Göz hareketlerinde kısıtlılık, göz bebeklerinde genişleme
- Solunum kaslarında paralizi, solunum güçlüğü
- Konuşamama, başın ön kısmında hissedilen baş ağrısı

İlkyardım:
* ABC kontrol edilir ve devamlılığı sağlanır
* Olanak varsa oksijen verilir
* Gerekiyorsa suni solunum yapılır
* Acilen hastaneye götürülmelidir. Mutlaka antitoksin yapılması gerekir.

DEHİDRATASYON: Aşırı kusma ve ishal sonucu, vücuttan fazla miktarda sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı olarak cilt, dudaklar ve dil kurur. Cildin kuruluğunu anlamak üzere el üzerindeki deri, baş parmak ve işaret parmağı arasında tutulur, bırakıldığında deri hemen eski halini alıyorsa o zaman sorun yoktur, eğer eski halini alma süresi uzuyorsa, o zaman fazla miktarda sıvı kaybı vardır ve hemen tedavi edilmezse hipovolemik şok gelişebilir.
Kontamine (enfeksiyonla bulaşmış) et, süt ve yumurta ile bulaşır. Yendikten 12-24 saat sonra ani bulantı-kusma, karın ağrısı, ishal ile kendini gösterir.
Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 2-3 günde kendiliğinden geçer. Antibiyotik verilmez.

* Aşırı ishal ve kusmaya bağlı olarak dehidratasyon gelişmişse içecek şeyler verilerek kaybedilen sıvı yerine konur.
* Yemek hazırlanırken kapların temiz olmasına dikkat edilir ve iyi pişirilirse salmonella enfeksiyonu önlenebilir.

STAFİLOKOK:
En sık rastlanan besin zehirlenmesidir. Karbonhidratlı, sütlü ve şekerli yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülür. Örneğin: muhallebi, dondurma, mayonez gibi. Yendikten 2-6 saat sonra bulantı-kusma ile kendini gösterir (ishal nadiren görülür).
Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 4-6 saatte kendiliğinden geçer.

Önlenebilmesi için; özellikle sütlü tatlılar ve kaynatılmadan pişirilen yemekler hazırlandıktan sonra uzun süre, fırında veya ısıtma tepsilerinde bekletilmemelidir.

CLOSTRİDİUM PERFRİNGENS:
Büyük miktarda hazırlanan yiyeceklerin oda ısısında, etkisiz buharda bekletilmesi veya yeterince soğuk ortamda muhafaza edilmemesi sonucunda ürer. Veya mikroorganizmanın bulaştığı balıklarla hastalık ortaya çıkar. Yendikten 8-10 saat sonra bulantı, karında kramp şeklinde ağrı ve ishal ile kendini gösterir.
Tedavi: 24 saate kadar kendiliğinden iyileşir.

* Dehidratasyon kontrol altına alınır, hastaya, daha öncede bahsedildiği gibi bol sıvı şeyler içirilir ve bu arada tuz ve elektrolit kaybını yerine koymak için de bir bardak suya bir miktar tuz ve yemek karbonatı konarak içirilir. Ya da bu amaçla kola, tuzlu ayran, meyve suları, maden suyu içirilebilir. Mümkün olduğunca tüm sıvı kaybı bu içeceklerle karşılanmayıp suyla desteklenmelidir.

İYİ YIKANMAMIŞ, YEMEK KAZINTISI KALMIŞ KAPLAR GENELLİKLE BESİN ZEHİRLENMESİNE YOL AÇAN EN ÖNEMLİ FAKTÖRDÜR.

Cl. BOTULİNUM ( BOTULİSMUS ):
Genelllikle iyi konservelenmemiş yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülen en tehlikeli (hatta ölümcül) olan besin zehirlenmesidir. Yenildikten 24 saat sonra belirtiler görülebilir. İshal görülmez, kabızlık (konstipasyon) olabilir. Botulismusta, sinirlerden kaslara giden uyarılar engellenmekte ve bunun sonucunda şiddetli halsizlik, paralizi (kuvvet kaybı) ve ölüm görülebilmektedir.

Belirtileri:
- Ağız ve boğaz kuru ve ağrılıdır,
- Kişi gözlerini odaklamada zorluk çeker (çift görme, bulanık görme olabilir)
- Bitkinlik, yutma ve konuşma güçlüğü
-Halsizlik veya kuvvet kaybı
- Göz hareketlerinde kısıtlılık, göz bebeklerinde genişleme
- Solunum kaslarında paralizi, solunum güçlüğü
- Konuşamama, başın ön kısmında hissedilen baş ağrısı

İlkyardım:
* ABC kontrol edilir ve devamlılığı sağlanır
* Olanak varsa oksijen verilir
* Gerekiyorsa suni solunum yapılır
* Acilen hastaneye götürülmelidir. Mutlaka antitoksin yapılması gerekir.

DEHİDRATASYON: Aşırı kusma ve ishal sonucu, vücuttan fazla miktarda sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı olarak cilt, dudaklar ve dil kurur. Cildin kuruluğunu anlamak üzere el üzerindeki deri, baş parmak ve işaret parmağı arasında tutulur, bırakıldığında deri hemen eski halini alıyorsa o zaman sorun yoktur, eğer eski halini alma süresi uzuyorsa, o zaman fazla miktarda sıvı kaybı vardır ve hemen tedavi edilmezse hipovolemik şok gelişebilir.

Solunum Yolu Zehirlenmeleri
Tüp gaz, egzoz gazı (karbonmonoksit), duman ve diğer zehirli gazların solunması sonucunda görülür. Özellikle renksiz ve kokusuz zehirli gazlarla meydana gelen zehirlenmelerde kişide görülen belirtilerin saptanması hayat kurtaracaktır.

Belirtileri:
-Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, kendinden geçme, bulantı-kusma, deride renk değişimi.

İlkyardım:
* Öncelikle kaynak kapatılır, havalandırma sağlanır, kişi temiz havaya çıkartılır.
* Yüzüne su serpilebilir, kolları açılıp kapatılabilir,
* Gerekiyorsa suni solunum ve kalp masajı yapılır,
* Mutlaka hastaneye götürülür.

Deri Yolu Zehirlenmeleri

Kremler, tozlar, sıvılar ile temas sonucu, ya da ısırma, sokma, enjeksiyon ile meydana gelir. Etkilenme durumuna göre yerel veya genel belirtiler görülebilir.

İlkyardım:
* Etken madde krem veya toz şeklindeyse, bol akan su ile yıkanır; yara varsa üzeri steril gazlı bezle kapatılır.
* Yerel belirtiler giderek yayılıyor ve genel belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna götürülür. (Kişide gelişmekte olan alerjik şoka karşı sağlık kuruluşunda semptomatik tedavi uygulanmalıdır, aksi halde kişi kaybedilebilir. Hastaneye götürürken bilinç kapanırsa koma pozisyonu verilir veya ABC nin devamlılığı sağlanır.)

Kedi ve Köpek Isırmaları: KUDUZ tehlikesi vardır. Bu gibi durumlarda ısırılan yer ilk önce bol su ile sabunlanıp köpürtülerek en az 5 dakika yıkanır.
Aşı yaptırılır. Mümkünse hayvan gözetim altında tutulur, eğer 10 gün içinde ölürse aşıya devam edilir, 10 günü geçmesine rağmen hayvan ölmemişse, aşıya gerek yoktur. Hayvan bulunamamışsa, aşı mutlaka yaptırılmalıdır.

Yılan Sokması: İki derin diş izi yılanın zehirli olduğunu gösterir. Bu durumda sokulan yerin altından ve üstünden venöz turnike yapılarak, zehrin dolaşıma katılımı yavaşlatılır. Ağzında yara ve çürük dişi olmayan bir kişi yara yerinden zehri emip tükürebilir. Organ hareketsiz halde ve sarkıtılarak tutulur. Kişi mümkün olduğunca sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Hastaneye götürülmelidir ve tetanos aşısı yaptırılmalıdır.

VENÖZ TURNİKE: Enli kumaş veya kravat, yılanın soktuğu yerin hemen altından ve üstünden bağlanır. Ancak dolaşım engellenmeyecek şekilde bağlanmalıdır. Bunun için bacakta ise ayak, kolda ise el parmaklarına bakılır morarma varsa, hemen gevşetilir.

Akrep Sokması: Sokulan yere amonyak veya su ile bulamaç yapılmış yemek karbonatı sürülebilir. Venöz turnike uygulanabilir. Hastaneye götürülmelidir.

Arı Sokması: Sabunlu su ile yıkanabilir veya antiseptik ile silinebilir. İğne çıkarılabilecek durumdaysa cımbızla çıkarılır aksi halde, zorlanmaz. Yerel belirtiler genel belirtilere dönüşüyorsa, vakit kaybedilmeden hastaneye götürülmelidir.

Deniz Kestanesi Batması: Bu durumda organ (genelde ayak), yanmayacak şekilde dayanabileceği kadar (45° C) sıcak su içine daldırılarak, 20-30 dakika (ağrı dininceye) kadar bekletilir. Sıcak dikeni eritir.

Denizanası Teması: Denizanası ve deniz şakayıklarının nematokist denilen vantuzlarındaki çengellerle cilde tutunurlar, bunların zarar verilmeden uzaklaştırılması için: önce alkol (ya da sirke veya deniz suyu) ile yıkanır, sonra üzerine pudra ekilir, varsa çiğ et konarak yumuşatılır ve bıçağın tersi veya tahta çubukla deriden sıyrılır. Ya da o kısım doğrudan musluk suyu ile yıkanabilir; tatlı su vantuzları patlatacağından kişi rahatlayacaktır.

DİKKATİNİZE:Yurt dışında böcek sokmaları nedeniyle anaflaktik şok dediğimiz alerjinin ağır seyrettiği kişilerde bu seyri hafifletmek üzere yanlarında taşıyabilecekleri alerji kutusu (kiti, seti) vardır. Hekim tarafından önerilen ve yapabilme eğitimini alan kişiler, böcek soktuğunda, hemen enjektördeki hazır ilacı kendileri yaparak ve hapı alarak durumlarının kötüleşmesini önleyebiliyorlar.

http://www.acilveilkyardim.com/